Meş’ale /شعل / Мэшӏуалъэ

  1. Meş’ale” kelimesi Arapça “مشعل” (meş’al) kelimesinden gelir. Arapça kökenine baktığımızda:

شعل” (şa’le) kökü “alev almak, yanmak, alev” anlamına gelir.

مِشْعَل” (miş’al / meşğale) ise “meşale, fener, alev kaynağı” demektir.

Bu kelime Osmanlı Türkçesi aracılığıyla Türkçeye geçmiştir. Günümüzde hem gerçek anlamıyla (yanan bir aydınlatma aracı) hem de mecazi olarak (ilham veren kişi, öncülük eden fikir vb.) kullanılır. Buraya kadarki açıklamalar kelimeye yönelik genel değerlendirmelerin ortalama bir özeti diyebiliriz.

2. Oysa; Arapçada “ateş” kelimesi “nâr(نار), “meş’ale” ise “alev taşıyan nesne” anlamına geliyor. Ama bu iki kelime hem fonetik hem de morfolojik olarak tamamen farklı.

Adıgece

  1. Ğeluğ [гъэлыгъу]: Bir şeyi ateşte kavurmak demektir. Mısırı, buğdayı ya da insan saç veya tütlerini ateşte tütsülemek gibi. Şığelığu: Aynı eylemin bir yerdee yapıldığını igade eder. Yanı kelime baştaki [ş] sesi eylemin geçtiği yer kullanılıyorsa fiilin başına gelir. Wınem kots şeğelığo: Evde buğday kavuruyor, gibi
  2. Maş’o” (мэшӀо): [Ady.İ.] Ateş. “Meş’ualhe” (мэшӀуалъэ): [Ady.İ.] Ateş konan kap, ateşlik kelimeleri arasında hem fonetik benzerlik hem de türetme ilişkisi var. “Maş’o” ateş, “Meş’ualhe” ateş taşıyan şey anlamına geliyor. Bu, Adıgece içinde doğal bir türetme olduğunu gösteriyor.

Eğer Arapçadan alınmış olsaydı, Adıgecede “meş’ale” kelimesine doğrudan benzeyen bir form olmalıydı. Ama öyle bir şey yok. “Meş’ualhe“, Adıgecenin kendi kurallarına göre türemiş.

Bu durumda şu sonuca varabiliriz:

  1. Adıgece “Maş’o” kökü orijinaldir ve “Meş’ualhe” gibi türevleri kendi içinde üretmiştir.
  2. Arapçadaki “Meş’ale” kelimesiyle benzerlik tamamen tesadüfi olabilir.
  3. Daha eski bir ortak kök olabilir. Yani, Arapça ve Adıgece çok eski bir dil ailesinde (örneğin, Proto-Afroasya veya başka bir kadim dil) ortak bir kavramdan etkilenmiş olabilir.

Ancak, Arapçadan birebir alıntı olduğunu söylemek doğru değil çünkü Arapçada “ateş” kelimesi bile “nâr” ile “meş’ale” fonetik olarak hiç benzemiyor ama Adıgecedeki “Maş’o” ve “Meş’ualhe” hem ses hem de anlam açısından bağlantılı.

Dolayısıyla, bu kelimeler Adıgecenin kendi yapısından çıkmış olmalı.

Yaşadığı diller: Türkçeye “meşale” şeklinde Arapça veya Adıgeceden geçmiştir. Sümerlerin Gılgamış destanında “maşu” şeklinde okunabilen kelime için “ışık, güneş yada, güneş ışığı” vb olduğu gibi yorumlar yapılmaktadır. Oysa bir apostrof işareti ile “maş’o / машӏо şekli deki okuma doğru olacaktır. Bu durum bile Adıgecenin kadim ve ilksel yapısını da göstermektedir.1

  1. Bkz.https://jinepsgazetesi.com/2016/04/uc-dilde-ucer-kelimenin-adigece-tahlili-3/ ↩︎

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir